17 Şubat 2011 Perşembe

TOPLUMLAR DA: NE OLDUM DEĞİL, NE OLACAĞIM DEMELİ.

"Ne oldum değil ne olacağım demeli" sözü insanlar için söylendiği gibi uluslar için de söylenebilir olmaya başladı. Ortadoğudaki diktatörlüklere yönelik halk hareketleri ve demokratik özgürlük talebi yangın gibi her yeri sararken, bizim onlara göre ileri, gelişmişlere göre geride kalmış demokrasimiz kendi içinde zorlu sınavlardan geçiyor.

Basın özgürlüğü, muhalif olma hakkı gibi demokrasinin temel prensiplerinin tarışılır hale geldiği ülkemizde demokrasi adına endişelenenler çoğalıyor.

Örnek olduklarımız ilerlerken biz geriliyoruz. Buluşunca hizalanıp ileri mi yürünecek yoksa onlar  giderken, biz geride mi kalacağız?

Demokrasiyi talep eden ve ona kavuşmak için diktatörleri indirmeye kalkan halk ayaklanmaları
bizdeki gelişmeleri mi hedefliyorlar. Yoksa bizde olanları görüp daha ilerisini mi?

Demokrasi inşaası uzun yıllar alan bir toplumsal kültürle sağlandığı için aramızdaki farkla övünmekte haklıyız. Ama gelinen yerde oluşan durumları demokrasi adına sorgulamak da bir o kadar haklılığımızı va farkımızı mı gösteriyor diye sorulabilir.

Konu demokrasimiz ve küresel demokrasi için önemli yanlar içeriyor.
Gündüz Vassaf' 13 Şubatta Radikalde çıkan "Dünya Ortadoğudan mı İbaret? başlıklı yazısında
"Demokrasinin kapitalizmi denetleyememesini hala ekonomik kriz tanımlamasıyla geçiştiriyorlarsa"
ve
"kardeşi kardeşe kıydıran din ve bayrak bagajlarını arkada bırakan gençler, internet üzerinden kurdukları dünya vatandaşlığına giden yeni ipek yolunda ciddiye almadıkları çifte standartlı dünya düzenini çoktan gayrimeşru kılmışlarsa" 
gibi sözleri yaşananları hangi noktaları da hesaba katarak okumak gerektiğini hatırlatıcı.

Demokrasinin ancak küresel olarak yaşatılması gereken bir olgu olarak mümkün olabileceği düşünülüyor.

Bilgi ve İletişim devrimleriyle biçimlenen, küresel iklim değişimleri, çevresel felaketlerin yarattığı olguların tümü dünya gerçekleri üzerine yeni değerlendirmeleri gerekli kılıyor.
Gerçekten de dünyanın fiziki ve sosyal gerçekliğini birlikte değerlendirecek yeni bir sosyal bilim perspektivine ihtiyaç var zaten gerçek bilim insanları da artık bunun üzerinde çalışıyorlar.

Özgürlük ve muhalefet hakkı sınırlamalarıyla demokrasi kurmayı hedeflenen toplumların hiçbir alanda ileri bir örnek olamayacağı hergün daha iyi anlaşılıyor.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder