Ordular, ülkelerin işine ne zaman lazım olabilir?
Son günlerin birbirini takip eden halk ayaklanmalarında ülke sorunlarında ordunun rolü
tarihi irdelemeler ve yeni anlamlandırmalarla ele alınıp, değerlendiriliyor
Aşiret toplumlarında diktatör yöneticilerin kendilerini devirme tehlikesine karşın ordu bulundurmayan yöneticileri bir iç ayaklanma olunca parayla ordu tutarak toplumun üstüne ateş açtırmakta çare bulurlarken kendi halkını yabancı askerlere kırdıran duruma düşmeleri kaçınılmaz oldu.
Orduyu, basit bir güvenlik gücü olmaktan öte anlamlandırmanın suç haline getirildiği kimi alanlarda şimdi, ordunun ne zaman, ne kadar, neye, nasıl karışacağı ve gerekliliği üzerine tartışmaları tekrar gündeme oturturken yeminli ordu düşmanları ise lafı evirip çevirip yeni bir ölçü aramaya çalışıyorlar.
Ordunun elini kolunu ve ağzını bağlayıp demokratik yönden güvenlik içinde olunacağını öneren ileri demokratlar, bu bağların neresini biraz gevşetebiliriz diye manevra teorileri üretmeye başladılar.
Ordunun esas işi nedir tartışmalarında kavramsal standartların gerçekte nasıl standart dışı kaldığını görmeye başlayanlar, dönüş yoluna çoktan girdiler de şimdi o ağız ve kolların bağını kim ne gerekçeyle çözecek ona karar veremiyorlar.
Elini kolunu ağzını bağlayıp özgürlük bekleyenlerin saldırdıkları gücü demokrasiye geçiş için çözmek zorunda kalınabileceğini görmek, her babayiğidin kaldırabileceği bir şey değil elbette.
Demokrasilerde ülkenin demokratik standartlarına göre ordunun yeri, kurucu mu, kurtarıcı mı, korkutucu mu neymiş gözden geçirenler, dayanılan hangi argümanların altında kalmadan, elden geçirerek cevaplayacakları şimdi merakla bekleniyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder