Duygu ve fikir bildiriminde doğruculuk erdemdir.
Doğruculuk adına yapılan dangalaklık ise erdem değil sosyal terbiye noksanlığıdır.
Maalesef bu ikisi birbirine çok karıştırılıyor.
Her olay haberde toplum kesimlerinin tartışmaya tutuşması, konu bolluğundan mı düşünce azlığından mı belli değil ama en ciddi konuları bile mahalle dedikodusu kıvamına getiren dangalaklık ve basitlikler sosyal terbiye azlığının yaygınlığı üzerine düşündürüyor.
Toplumu ve kişileri ilgilendiren pek çok olguyu aynı mesafede ele almak tartışma kültüründe nelerin eksik olduğunu göstermesi açısından bir veri olsa da, kimin özeline kimin hangi hakla karışacağının henüz anlaşılmadığını da açığa çıkarıyor.
Sevenleri bol olan ünlülerin beklenmedik ölümlerinde hep bir sır ve neden arama alışkanlığı ünlüye olan hayranlık veya nefretle bir arada dışlaşıyor.
Ölümlerin kabul edilemez gerçekliği karşısında ortaya çıkan verilerin söylenti ve yakıştırmalar katılarak olumlu veya olumsuz yönde abartılması, ölümün acı gerçeğinin dışında bir tartışma korosu oluşturuyor.
Ölünün ardından konuşulmaz sözüne sahip bir toplumsal kültürden, doğruculuk kılıfına büründürülmüş dangalaklıklarla haklılık ispatına kalkanların çıkması, yaygın sosyal terbiye seviyesi yönünden düşündürücü.
Farklı yaşam tarzları ve seçimlerin bir arada yaşama gerçeği kendi doğrularını silah gibi kullananların patavatsızlıklarını kabul edilir kılmıyor.
Doğruların ölçüsü dangalaklık becerisi üzerinden oluşturulunca toplum ilişkilerinde birey hakkına özgürlük talebi de anlamının dışına çıkıyor.
Sana ne, bana ne, ona ne, bize ne, size ne, onlara ne?
İnsan ilişkilerinde bu soruların sınırları, bireysel özgürlüğün incelik ve kesinlikle kabul edilmesi gereken hatlarından oluşuyor.
Bu nedenle bireyin kendisi olarak var olma özgürlüğü, başkalarına verilen zarar kadar onlara yönelen karışmaların sınırlarıyla da çizildiğinden, dangalaklık ve patavatsızlık olarak dışlaşan kişisel saldırılar, toplumsal terbiye eksikliğini yansıtıyor.
Esas demokrasi terbiyesi de zaten buralardan geçiyor.
Hiçbir yerde demokrasi, kişinin kendine ait özel yaşantısının başkalarınca kurcalanması özgürlüğü olarak algılanmamalıdır.
Sevgi Özkan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder