Sivil Toplum Kurumları. Gönüllülük.körleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sivil Toplum Kurumları. Gönüllülük.körleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2011 Çarşamba

SİVİL TOPLUMDA ORTAK RUH'UN ÖNEMİ

Özel ve devlet sektörü dışında bir yapılanma olarak üçüncü Sektör de denen Sivil Toplum Kuruluşları(STK)kar amacı gütmeyen, günüllü ve ortak çalışma bilinci ve sosyal adab ile işleyen girişim alanlarıdır.

Bu kuruluşlar, toplumsal sorunların hallinde olduğu kadar demokrasinin, ortak çalışma kültürünün ve sosyal adabın gelişiminde de önemli işlevlere sahiptir.

Gençlere sivil toplum girişimi ve kültürünü kazandırmak çok önemli olduğu için STKlar bünyelerinde bulunan gençler için önemli bir görevi yerine getirirler.

Ortak çalışma, ortak fikir üretme ve bunlardan doğan ORTAK RUH çok önemlidir.

Ortak ruh oluşturmak, bir arada iş görme ve aynı dili konuşur hale gelme ve sürdürülebilir olma açısından çok yararlıdır.

Ortak ruhu yeşertemeyen STK’larda yapılanların şirket birlikteliklerden ayrımı kalmaz.

Kaldı ki şirketler bile verimliliği artırmak için ortak ruh oluşturma faaliyetlerine ayrıca yatırım yapma ihtiyacı duyarlar.

Yaş ve statü farkı gözetilmeden gönüllülük statüsünde bir araya gelen katılımcılar, iş görme ve ortak bir ideali paylaşmak üzere eşitlenmişlerdir.

Yine şirketlerden farklı bir yapıyla ast-üst ilişkilerinin yerini ortak ruhu geliştirici görev paylaşımı ve inisiyatifiyle, en çok da kendine sorumlu olan bireysel katılımcıların birlikteliğine dayanır.  
Gençler, resmi eğitimleri sırasında kazanamadıkları bazı sosyal kişilik yapılanmalarını, sivil toplumda kazanma fırsatı bulurlar.

Kendi fikirlerini açıklamak, birbirini anlamaya çalışmak, fikirsel farklılıkları kızmadan karşılamak, ortak sorumlulukları kavramak konularında eğitilerek daha bilinçli yurttaşlara dönüşürler.

Konuları ne olursa olsun sivil toplum katılımcıları, sivil girişimleriyle topluma sağladıkları artılara ilaveten demokratik anlayış, ortak ruh ve iş görme deneyimleriyle kişiliklerine de olumlu katkı sağlarlar.
Gençlere verilecek STK kültürü, bu nitelikler üzerinden biçimlenir.

Sevgi Özkan

10 Mayıs 2011 Salı

SİVİL TOPLUM VE SOSYAL TERBİYE,

SİVİL TOPLUM VE SOSYAL TERBİYE,

Sivil toplum kurumlarının özellikle üç ölçüt açısından önemli işleve sahip olduğu söylenebilir.

Birlikte çalışma kültürü, buna bağlı Sosyal adabın gelişimi
ve demokrasinin gelişimi.

Sivil toplum kuruluşlarının etkili olması, sorunların resmi kanallara doğru aktarımı ve çözümlerinde de yönlendirici gücü nedeniyle demokratik bakış ve katılımın gelişmesini sağlar.

Ortak çalışmada en dikkat gerektiren nokta, bireysel ve kurumsal ilişkilerin sürdürülmesini, sağlayan sosyal terbiyedir.

Ortak ve birlikte var olma ve paylaşımda emek ve fikirlerin değerini bilmek ve hakkını vermek de yine sosyal nezaket sınırları içinde gerçekleşebilir
Örneklerini toplumsal iletişimde sıkça gördüğümüz haberleşme,
kazaları, haber ve kaynak belirterek fikir ve emek kullanımı topluca sosyal terbiye başlığına girebilir.

Bu yüzden “Telif kültürü” nün gelişmediği toplumlarda sosyal nezaketin de tam gelişemediği söylenebilir.
Ülkemiz fikir ve emeği sahibinden izinsiz kullanma diye de tanımlayabileceğimiz intihal yani kendine mal etme (çalma) olgusunun yazın alanın dışında da oluştuğunu gösteren davranışlar
Bu sosyal nezaket algısının yeterince benimsenmemesiyle de ilişkilendirilebilir.

Fikri ve emeksel mülkiyetin en iyi değerlendirileceği alanlar da gönüllülük girişimi ile sürdürülen bu ortak çalışma alanlarıdır.

Bu nedenle sosyal terbiyenin toplumsal gelişiminde rol oynayan sivil toplum katılımcılığı gönüllülük bilincinin gelişmesinde önemli bir işleve sahiptir.

Her hataya kendi dışında bir neden göstermeye dayalı Mazeret kültürünün çok geçerli olduğu ülkemizi bu nedenle mazur görmek mantıklı olsa da doğru olmaz.

Hiyerarşik buyurganlığın geçerli olmaması gereken sivil kurumlarda
ortak iş görmenin sorumlu paylaşımı söz konusudur.
Bu nedenle sivil toplum sosyal terbiyesi, açık, şeffaf ve hak yememenin, patavatsız davranışlardan farkını kavramayı gerektiren birlikte var olma alanlarıdır ki iletişimde iki misli dikkat ve düşünce gerektirir.

Bu dikkat noktaları üzerinden yürütülen ortak iş görme fikir ve emek üretme çabaları daha sürdürülebilir olmakla kalmaz yaratıcılığın beslenip yeşermesine de olanak sağlar.
Demokratik hak algısının gelişmesi ve sosyal sorunların ortak girişimlerle çözülmesi kolaylaşır.

Ortak işin bir ucundan tutmanın sosyal sorumluluk algısına çevrilebilmesi, iş bölümü bilincinin buyurganlık ve dayatma davranışlarından arınarak benimsenmesiyle mümkün olur.
Sosyal nezaketin gerekliliği de burada kavranır. Bu da demokratik davranış kültürünün temelini oluşturur.
Sevgi Özkan

13 Eylül 2010 Pazartesi

SİVİL TOPLUM VE BEN.

Başından beri saat veya gün bazında ölçülebilecek bir gönüllülük içinde olmadım.



Dikkat alanımı zamanla sınırlayıp bölmeden birikimlerimi ve sosyal dikkatimi bir sivil toplum kuruluşu olarak YÖRET'te nasıl kullanabilirim yaklaşımıyla varoldum.



Düzenli, çoklu medya ve literatür takibiyle toplumsal değişimleri izleyen ve benimseyen sosyal birikimimin, topluma artı olarak dönmesini hedefledim.



Burada tek korkum, detaylarda boğularak bütünü gözden kaçırmaktı. Zira bu bir körleşme yaratabilirdi.



Hep bütüne bakarsam o zaman da bazı alanlara yabancılaşabilirdim.



Böylece körleşmiyecek kadar içinde, yabancılaşmayacak kadar dışında kalmak üzere YÖRETle ilişkimi hep belli bir mesafede tutmaya calıştım..



Gönüllülüğüm gereği üstlendiklerimi, sosyal sorumluluk duygusu ve insiyatifiyle ele aldım.



Yapmayacağım işlere hiç talip olmadım.

Talip olduklarımı da baştan sona takip ederek sonlandırmaya çalıştım.



Doğru değerlendirilen STK gönüllülüğünün, insan ilişkilerine ve beraber iş görme kültürümüze ne çok şey kattığını algıladım.



Halli hedeflenen ortak toplumsal sorunlar için, eşit şartlarda fikir belirtme ve kişiler yerine sorunlara odaklı bir çabayla yaratılan ortak aklın, ne kadar gerekli olduğunu iyice öğrendim.



Hiç tanımadığın insanlarla ortak sorunların halli için gösterilen ortak çabanın ne kadar güzel olduğunu bunu kişisel sürtüşmelere düşmeden sürdürmenin profesyönel arkadaşlık olarak çok gerekli olduğunu hiç aklımdan çıkarmadım.



En önemlisi tüm performansların sinerjisinden ne kadar büyük bir artı yaratılabileceğini ve de toplumların demokrasi algısının gelişiminde Sivil toplum katılımcılığının ne kadar önemli bir işlevi olduğunu gördüm.



Günümüzün tüm gelişmiş toplumlarında yükselen sivil insiyatifin STK'larla nasıl yaşama geçirileceğini, dünya demokrasisine ulaşma yolunda toplumların demokrasisini geliştirmenin bu katılımla mümkün olduğunu algılayıp, kazanımların insanlık adına hangi boyutlara ulaşacağını bana gösterdi.



Bunları kişisel gönüllülük deneyimlerim olarak sizlerle de paylaşmak istedim.



Sevgi Özkan