14 Ekim 2012 Pazar

Vitrindekiyle içerdekinin aynı olmadığı anlaşılmaya başlandı mı?
Vitrine konanla içerde satılanın aynı olmadığının benimsendiği bir aldatma kültüründe yaşıyoruz.
Bu yanılsamanın son yılların şununla bununla hesaplaşıyor diye sunulan politik adalet arayışlarında da geçerli olduğunu görmeye başladık.
Zira toplum adına yüzleşme ve hesaplaşma diye harekete geçenlerin, aydınlık günler hayaliyle bu karanlık işleri anlamayan bazı aymaz aydınların kolaylaştırılıcılığında, hesaplaşılması gerekenler yerine hesap sormak istenenlerin konulduğunu, kurunun yanında yaş olanın da yanmaya başladığını görüyoruz.
Vitrinde vaat edilen ile içerdekinin farklı olduğunu hesaplaşmada göz ardı edenler, yapılanlarıuzun süre, vitrindeki diye savunmaya devam ettiler.
İçerde “gömlek bulamadık, pantolon verelim” dercesine asıl suçluların yerine asıl suçlanmak istenilenlerin konulduğu anlaşılmaya başlayınca, önce olur böyle aksaklıklar dediler, ortaya çıkan gerçeklerin örtülemeyeceği anlaşılınca da: insiyatif kullanıp pantolonu reddedenleri suçlama kolaycılığına kalktılar. Bu arada suçlu yerine suçlanmak istenenleri alanlar, Üsküdar’ıgeçip gözden kayboldularsa da, ardındakiler yolu şaşırıp önce en kolay yolu seçerek yargıya yüklenmeye ardından da, “açık” sandıkları yolun tıkanmaya başladığını gören otobandaki uyanık sürücüler gibi geri geri gelmeye başladılar. Yolun doğru ve açık olduğunu sanarak henüz istikamet değiştirmeyenler ise birbirlerini suçlayarak doğru yolda olduklarını iddaa etmeye çalışıyorlar.
“Türkün aklı başına sonra gelir” sözüne dayanarak hata yapma olasılığınıbenimseyen bazı aydınlar, yine hata yapıp sonra yanılmışım diye durumlarını hafifletmeye, kendilerini de haklı görmeyi sürdürüyorlar. Böyle yaptıkları hatayı hep sonradan anlayanlar, kendi yargılarından hiç gocunmayıp hep başkalarının hatasıyla uğraşarak durumu kurtardıklarından onlara hatalarını yapmadan anlamasını hatırlatmanın bir yararı olmadığı anlaşıldı.
Ne var ki artık yol tıkandı. Şimdi ne olacak?
Gerçek suçluların yerine rehin tutulanlar, adaletin gerçekleşmesi için gün sayarken, gerçek suçlular yine arazi oldu. Kim kimden neyin hesabını soracak? Yanlıştan dönülmesini ve çözümü kilitleyen de işte bu durumlara yol açanların kapıldığı korku.İyi de “korkunun ecele faydası” olmadığını herkes çok iyi biliyor.
Sevgi Özkan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder