19 Ekim 2012 Cuma

Paradigma farkını unutmamalı


Paradigma Farkı

AB’nin Nobel ödülü kazanması ve AB’nin değerlendirme raporunun yayınlanması AB’yi tekrar ülke gündemine soktu.

AB’ye Nobel ödülünün verilmesinde en önemli değerlendirme, Birliği oluşturan ülkelerin kendi aralarında barışı sağlamayı başarmış olmaları. Zira dünya barışının sağlanmasının yolları buradan geçiyor. Bu önemli noktayı kavramadan yapılan değerlendirmeler, ülkemizde gittikçe egemenleşen anlayış ile AB arasındaki anlamlandırma farkını hesaba katmak gerektiğini gösteriyor.Çünkü AB ile aramızdaki değerlendirme farklarının temelinde bu anlamlandırma ve fikirsel konulara düşünsel değil duygusal ağırlıklı tepki gösterme farkı yatıyor.

Aslında bu fark, doğulu ve batılı olmanın temelinde de yatan en önemli belirleyici.

Sanayi devrimini yaşayan AB toplumlarında fikrin fikirle, bizim gibi bu aşamayı tam geçirmeyen toplumlarda da fikrin ve hemen hemen her alanda olan bitenin duygusal tepkiyle karşılanma ve cevaplanma alışkanlığı geçerli.

AB ile pek çok konuda ayrı düşmemizi sağlayan temel paradigma farkını belirleyen de bu durum. Bunun tüm insani ilişkiler gibi politik ilişkilere de egemen olması şaşırtıcı değil.
Batılılaşma yolunda standart oluşturma gibi artılara duygusal tepkilerle yönelmekten doğan bu anlamlandırma farkı. Ülkemizde fikirsel konuların çoğunlukla küfürleşme ve yumruklaşma gibi duygusal tepkiyle ele alınması, bu davranışın dışında kalan toplumlar için kolay anlaşılır bir nokta değil.

Kapısını çalıp katılmak isteğimizi bildirdiğimiz bu farklı paradigmal bütünlüğün, sadece ekonomik kıstaslar veya ahlaki ölçüler bazında değerlendirilip aramızdaki bu anlayış farkının hesaba katılmaması karşı tarafı anlamamıza ve de onların da bizi anlamasına en büyük engel.
Aslında bu iki tarafın da birbirini anlamadığının en güzel ispatı.

Son zamanlarda ülkemizde Avrupa ve Amerika toplumlarına göre daha iyi gözüken ekonomik gidişata dayanarak AB’yi yaşadığı ekonomik kriz nedeniyle eksileme eğilimlerinin artması, birliğe girmek amacımızın nasıl ölçülere dayandığını onlardan çok bize gösteriyor. AB ile ilişkilerde onların iki yüzlülüğünü konu ederken kendi iki yüzlülüğümüze yeterince değinmememiz, öz eleştiri kültürümüzün seviyesini değil olmadığınıortaya koyuyor. AB’nin batmasını bahane ederek rahatlamanın, o gidişatı yeterince ve çok yönlü kavramadığımızı bir daha gösteriyor.

Batının evrensel insani değerler üzerinden başarmaya çalıştığı hedeflerin AB denemesiyle gerçekleşmemesi, artık savaşların yıkımı bilincine ulaşan  insanlık için oh çekilecek bir durum değil.
Zira bu insalık tarihi boyunca yaşananlardan damıtılarak varılan o değerler, sadece batının başarısıyla oluşan bir medeniyet değil, insanlığın gelişmesinde ezilenin de sömürülenin de ortak acısıyla oluşmuş herkese ait değerlerdir. Bu hedefi işaretleyen yolda batıya katılma ve AB ile bütünleşme isteğine herhangi bir medeniyete katılmak gibi değil bu gözle bakmakta yarar var. Anlaşmazlık noktalarının karşılıklı suçlamalardan çok, aradaki bu farkı hesaba katarak değerlendirmekte yarar var.

Sevgi Özkan

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder