Cahiller korosunun yurttan sesleri, her an yeni bir şarkıya başlıyor.
Daha önce pekçok örneğini gördüğümüz ve Orhan Pamuk, Fazıl Say, Şevval
Sam, Elif Şafak gibi toplumsal artılarımıza yönelen anlayışsızlık saldırıları, durumun nedenlerini analiz etmek isteğini arttırıyor.
Neyin ne olduğunun tam kavranmaması, aslıyla
astarının karıştırlmasından doğan bu zihinsel karmaşadan herkes nasibini
alıyor.Yurttan sesler cehalet korosuna dönmüş gibi.
Eğitimli ve sivrilmiş ünlülere
yönelik saldırılar, cehennemde başına zebani konmayan kazanın, içindekilerin aşağa çekilmesini anlatan fıkra gerçeğiyle iyice örtüşür oldu.
Gücü, gücü yetene düzeninin oluşturduğu normlar şiddeti normalleştirirken herkes herkese bağırma, dövüşme
özgürlüğüyle iletişim kurduğu ve bu temel etkileşimle büyüyen
yeni nesillerin insani iletişimden neyi algıladıklar şimdiden düşündürücü.
Şiddet olgusunun her tonuyla var
olabildiği toplum düzeni, insani iletişimde geçerli ölçüleri her gün bir daha formatlıyor.
Yöneticiler yönetilenlere, hastalar
doktorlara, öğrenci ve veliler öğretmenlere, öğretmenlerin öğrencilere, dinleyiciye
açık tartışmacılar veya sürücülerin birbirine, sözel ve fiziksel şiddet uygulaması
çoktan içselleştirilmiş gerçeklerimiz oldular.
Cinsler arası birliktelik ilişkilerinin
her türü ve safhasında şiddetin karışmadığı olaylar yadırganırken, nedeni olmadığı
öfkelerin kurbanı olmak da herkes için kaçınılmaz yazgıya dönüşüyor.
Algılama ve anlama alt yapısının
eksikliği, sözle sağlanamayan fiziksel şiddetle sağlanmaya çalışınca öyle bir
sağırlık, körlük ve anlayışsızlık iklimi oluşuyor ki her konuda sözün bittiği
yere dayanılıyor.
Sevgi Özkan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder